11 Ağustos 2011 Perşembe

her geceye bir sabah eklemişler
insan karanlıktan korkmasın diye
anladım
her acıya bir sevinç bahşetmişler
acılara dayanmak kolaylaşsın diye
anladım
kör gözlere uçsuz bucaksız bir gönül gözü açmışlar
gören gözlerin gönüllerini de aşka bağlamışlar
anladım
aşıkların ateşini vuslat söndürür derler
kavuşamayan bedenleri ilahi aşka döndürür
yanmazsa gönüller boşadır hayat boşuna bilirler
kırmızı güllerin kokusu aşık tayfasının nasibine gider
öyle ki;
aldıkları sattıkları güllerin aşkına tutuşur gönülleri
geceyi gündüze bağlayan o yüce ilaha yönelir kalbleri
iman eden gönül bilir bunu küçük insan
alın secdeye değmese de zikreden dilden akar
aktıkça coşar,coştukça çağlar,
çağladıkça yakar ilikleri.
anlasamda ben bana uzak ihtimal
kırk fırın ekmek yetmez sürer asırlar

safir

anlaşma

Ey zaman öyle delicesine akıp gitme lütfen! nefes almamıza izin ver.bu yaşdönümümüzde biraz soluklanalım bizde. durma asla durma ama aceleci de olma. yavaş yavaş ak ağır ağır seyret denizlerimizde.. anlayalım kendimizi fırsat ver.
Yaşamanın anlamını kavrayalım bir hızlı hızlı gitme ne olur!
Bugünün deliliklerini görmeye çalışıyoruz,yarına dair hayallerimizi çoktan terk ettik...çünkü dün kurduğumuz hayallerde,gerçekleşmemiş hayallerde boğulduk biz.biz evet biz,yorgun kalbim ve ben!kırgın kalbim ve ben!dalgın kalbim ve ben! dün beni kandıran aklımı bugün yerinde bırak zaman beni bana bırak zaman ne olur öyle hızla akıp gitme!
Korkularımla yüzleştim,acılarımı kabullendim,kendimi affettim zaman..suçlu olduğuna inandığım herkesi herşeyi en önemlisi de senin işbirlikçini kaderimi affettim zaman..
Ey zaman gel seninle anlaşalım öyle hızla akıp gitme,görmeyi hayal ettiğim güzel günler var..sakın gelecekteki acıları bana getirmekte acele etme.yavaş ak zaman yavaş yavaş getir yarınları bana.beni üzmekte ve beni sevindirmekte hiç acele etme!

11 Mart 2010 Perşembe

ölüm var diye vurulmadım gözlerine
adını dahi anmadım
almadım düşlerime geceleri,huzursuz bıkkın uykularda
ölüm var diye kapattım kapılarımı aşkına
ellerini tutmadım ölüm var diye,
tek sözcüklere dayandım,yaralandım belki ama yaralamadım.
ölüm var diye tutsak oldum korkularıma
aymaz karanlıklara daldım
ölüm var diye canandan utandım,canı çöllere attım.
acılarımla yaşlandım,
ölüm var diye diye,işte yolu yarıladım.
seni sana bıraktım sevgili ölüm var diye
ve kendimi ateşe attım.

23 Ocak 2010 Cumartesi

NİCEDİR UĞRAMADI SEVİNÇ KALBİME
HANİ NİCEDİR BİLEMEDİM GÖZLERİNDEKİ MANAYI
NE BEN ANLADIM NE GÖNLÜM
NİCEDİR SAYMADIM SESSİZ,KARANLIK GECELERİ
AH NİCEDİR TUTMADI BENİ HIÇKIRIK
NİCEDİR TİTREMEDİ YÜREĞİM
HEYECAN NEDİR BİLMEDİ NİCEDİR
OYSA ŞUAN,BU GÜN BU AN
SON BULDU HASRET
YA VUSLAT?
İŞTE O BİRAZ KARANLIK...(29.06.05)
NE BİR DUYGUYU YAŞANMAMIŞ
NE BİR SÖZÜ SÖYLENMEMİŞ
NE DE BİRŞEYİ YAZILMAMIŞ VARSAYABİLİRİM
NE GÖZLERİNE BAKABİLİRİM
NE ELLERİNİ TUTABİLİRİM
NE DE SENİ HAYATIMA ALABİLİRİM
NE UZAKLARI YAKINA
NE YAKINLARI UZAĞA TAŞIYABİLİRİM
NE İÇİMDEKİ FIRTINAYA YÖN VEREBİLİRİM
NE DE COŞKUN BİR SEL GİBİ AKABİLİRİM
NE SANA GEL DİYEBİLİRİM
NE DE SANA GİT DİYEBİLİRİM
NE BENDEKİ SENİ YOK EDEBİLİRİM
NE DE KENDİMİ SANA VEREBİLİRİM
NE BU AŞKI YAŞAYABİLİRİM
NE DE BU ACIYI DİNDİREBİLİRİM
NE SENİNLE BİR ANI
NE DE YARINLARI PAYLAŞABİLİRİM
YOKLUK,HİÇLİK,YOKSUNLUK
NE YOKLUK,NE HİÇLİK,NE YOKSUNLUK
ASLOLAN BENLİKTİR BENLİK! (01.07.05)
SÖYLE,
hangi acı imkansız kılar seni bana
ve hangi ceza durdurabilir ki?
korkularım dağ gibi,ümitsizliğim de
oysa aşkım seller gibi çağlıyor
akıyor yüreğine
SÖYLE,
hangi zaman seni bana getirir,
hangi sözüm seni böyle küstürür
ve hangi çile aşkı aşkla coşturur?
tavaf eder gözlerim gözlerinde
gönlüm yanar kül olur sessizliğinle
SÖYLE,
hangi dizeler beni sana bağlar,
hangi hangi cümleler beni böyle yakar,
ve hangi düş umuda sürükler beni
SÖZLERİN KADAR (28.10.08)

4 Ekim 2009 Pazar

ZAMANIN ELİ

Songünlerde Funda Arar'ın yeni albümünü dinliyorum.Her cümle beynimin ücra köşelerinde saklanmış anılarımı birer birer gönül ekranıma getiriyor..yeniden yeniden yaşatıyor eskiyen duygularımı bana..hüzünleniyorum elbette. Sorgulamadan,hesaplaşmadan,öfke duymadan gidiyorum geçmişe;olduğu gibi bıraktığım dünyama düşlerime,umutlarıma dönüyorum.
Duyamadığım sözleri duymaya çalışıyorum,göremediğim gözleri görmeye çalışıyorum,bilemediğim gerçeklerini anlamaya çalışıyorum ruhumun karanlık noktalarının.
Zamanın eli titretiyor dudaklarımı,ağlayamıyorum.

ağlamakla lal tutmuyor hasretin dili
anlamakla çözmek bir değil olmuyor,
bir vuruşluk sevda gibi zamanın eli,
yağmalıyor,yok sayıyor da öldürmüyor...

Arkamda bıraktıklarım,yok saydıklarım birer birer intikam alıyor benden,gücenmiş dostluklarım,incinmiş gizli aşklarım bir bir vuruyor her cümlede beni..hayat bu işte!
Bir şarkı,bir şiir, bir insan, eski bir mektup bazen yakıyor,acıtıyor,incitiyor..
zamanında duyamadığım her sözcük,anlamsız bir dizeye dönüşüyor içimde.
Umudu olmayan duyguların hiçbir anlamı yoktur defterimde.ezberim bu,değişmez...Geç kalmış hesaplaşmanın,geç kalmış itirafların,geç kalmış barışmaların,geç kalmış vuslatların hiçbir değeri yok gözümde!Geç kalmak,geç kalmaktır işte. Zamanın dönüşü yoktur... değilmi ki; ne sözleri olmayan notalara şarkı diyebiliriz ne de notaları olmayan sözlere şarkı!
Birileri yazar birileri besteler ve birileri dinler..çok azdır kendimizle özdeşleştirdiğimiz şarkılar ve de şiirler.Hele de şiirler.Yürekten gelir yüreğe giderler!Geldiği yer neresi ise gittiği yerde aynı olmalı ki;vursun insanı.yoksa öyle yıllarca hafızalara kazınamazdı hiçbiri.
Tutsağı oldum notalarının ve dizelerinin bu albümün.Kara kaplı defterini yeniden okumak isteği uyandırıyor gönlümün.
Sakladığım kelimeleri tekrar tekrar duymak istiyorum geçmişimin cümlelerinde.
Biraz da heyecan duyuyorum elbette;affetmenin ve affedilebilmenin heyecanı olmalı bu...yoksa ne olabilir ki!

Zamanın eli eli değiyor kalp atışlarıma...ağzına sağlık Funda Arar,ellerine sağlık ve teşekkürler.

derya

7 Eylül 2009 Pazartesi

CANIMIN İÇİ

sen varsın hayatımda bir yanı rahat aklımın,
huzura davettir kahkahaların biricik ablacığım
sesini duymak getiriyor kendime hemen
derdimi tasamı unutuyorum birden.

dönüşü olmayan vedalarla yaşlandık,
acı veren geçmişimizi artık anılarda bıraktık
anlamını yeniden kazandı kırılan ümitlerim
senin sırtına yaslandı bu garip kardeşin

tutunduğum tek dalsın hayatta inan
mevsimini bilmiyorum hayatımın
sonunu başını kestiremiyorum hiç
ister bahar olsun ister hazan

dert değil,üzülmeyelim
rabbim aldıysa da annemi erkenden
yetim değilim işte bak senin yanındayken
değiştiremiyoruz kaderimizi,boşuna çabalama

varsın olsun hayatımız onsuz
takdir-i ilahi deriz
sen ve ben ablacığım birbirimizin annesiyiz.
yaşlandıkça anlıyoruz elbette
yaşlandıça bağlanıyoruz birbirimize

varlığın en kıymetli hazinem benim,
paha biçilemez kahkalarının güzelliğine
dünyanın en güzel ablasısın
sen kızımın anne yarısısın

yaşa,yaşa,yaşa
benim için yaşa,
akıtmak istemediğim gözyaşlarım için yaşa
kendin için yaşa ablacığım

ruhunda sakladığın güzelliklerini
bil ki;ışığım sayarım ,
yaşadığımız acı tatlı her anı
hayatımın en lüks sayfası olarak saklarım.
CANIMIN İÇİ ABLACIĞIM.

derya

31 Ağustos 2009 Pazartesi

İYİ Kİ DOĞDUN!

DOKUZ YIL ÖNCE BUGÜN DOĞDUN BEBEĞİM.
GÜZEL KOKUN,MİNİCİK BEDENİN VE EŞSİZ VARLIĞINLA HAYATIMIZIN BAŞ KÖŞESİNE KURULDUN.
KIYAMADIM HİÇ SENİN AĞLAMANA,BÜZDÜĞÜN KIRMIZI DUDAKLARIN YETTİ EMRİNE AMADE OLMAMIZA
HEYECANLA BEKLEDİK YAŞADIĞIN HER ANINI BÜYÜMENİN
AĞLADIĞIN GECELER AĞLADIĞIM GECELERE DÖNÜŞÜYORDU KUZUCUĞUM
GÜLDÜĞÜN HER AN,TÜM DERTLERİMİZİ SİLİP ALIYORDU HAFIZAMIZDAN
BİLEMEZSİN VARLIĞININ KIYMETİNİ
MİNİK ELLERİN,MİNİK AYAKLARIN,MİNİCİK YÜREĞİN BABANLA BENİ AİLE YAPIYORDU.
İLK DİŞİN,İLK ANNE DEYİŞİN,İLK BABA DEYİŞİN,HEPSİ MEST ETTİ BİZİ
UNUTTUM SENİNLE ACITAN,AĞLATAN GEÇMİŞİMİ
HERŞEY SENİNLE BAŞLADI SANKİ HAYATIMDA,
SENİ BÜYÜTMEK DÜNYADAKİ EŞSİZ ZAMANLARDI
BÜYÜYORSUN ARTIK,HIZLANACAK ZAMAN FARKINDAYIZ
HİÇ KORKMA BİRTANEM, BİZ HER ZAMAN ARKANDAYIZ
YARINLARIN ZOR OLACAĞINI BİLİYORUZ ELBETTE,
ŞİMDİ FARKINDA DEĞİLSİN BÜYÜDÜĞÜNDE ANLAYACAKSIN TATLIM,
SENİ BİR ŞÖVALYE GİBİ DONATMAKTAYIZ.
BİRİCİK KIZIM BENİM,
SANA NASİHATLER VEREMEM HİÇ,
DİLEDİĞİNCE YAŞA HAYATINI,
KISACIK ÖMÜR DİYORUZ BİZ ANILARIMIZA VE UMUTLARIMIZA
SEN BAŞKA BİR ANLAM KAT O ZAMANLARINA
DAHA DEĞERLİ KIL TANRININ ARMAĞANINI
EKSİKLERİMİZİ UNUTURSUN UMARIM
DUYARLI KIZIM BENİM,DUYGUSAL BEBEĞİM
YAŞAMIMIZIN EN GÜZEL HEDİYESİ OLDUN,
VARLIĞINLA YARINLARIMIZIN UMUDU OLDUN
YÜREĞİMİZDEKİ ŞARKILARIN NOTASI OLDUN
DÜNYAMIZ OLDUN BİRTANEM
İYİ Kİ DOĞDUN!

ANNEN

27 Ağustos 2009 Perşembe

ANLADIM

Sevdiğimiz için seçtik arkadaşlarımızı;yakın bulduk kendimize ,paylaştık sıcacık dostlukları.
Çocuktuk,gençtik,kimse öğretmedi bize kurallarını bu işin .
İçimizden geldiğince şekillendirdik arkadaşlık eksenimizi.
Var mıydı eskiden de bu kriterlerimiz? Hatırlayamıyorum.
Hiçbir arkadaşımı seçerken mezhebine inancına rengine günümüzün moda sözcükleriyle ''alt ya da üst kimliğine ''bakmadım.
Büyüdüğüm yerde biraz farklılıklar olduğunu seziyordum ancak ben hiçbir zaman öyle hissedemedim.
Şimdi çok daha iyi anlıyorum ki; ilk gençlik yıllarımızda atılmış bu tohumlar beyinlere..
Şimdinin idarecileri söz sahipleri;ağabeyimiz,bazıları da akranlarımız sayılır.
Anlıyorum ki;o yıllarda halatları atılmış aykırılık gemilerinin ve böylece akıl limanlarına bağlanmışlar hep!
Şimdi anlamlandırabiliyorum ancak bu çılgın sessizliği...ortalık tarumar,at izi it izine karışmış,bir kaşık suda fırtınalar kopuyor,katiller kaçıyor,hainler aklanıyor,caniler affediliyor,hukuk kime işliyor allah aşkına?
Şimdi anlıyorum zamanın kumdan göstergesi başka taraflara akıyor.
Yoksa susabilir mi vicdanlar? Haykırmadan durabilir mi ağlayan dudaklar?
Yokluk ;evladı dedesi yaşındaki adamlara peşkeş çektirebiliyorsa, açlık ;evlada anayı babayı katlettirebiliyorsa ,zaman zamana karşı yarıştırıyordur sefalet adlı oyununu.
Yoklukla ,açlıkla sınırlı değil elbet vicdan bu!
Bazen ak bazen kara sesini duyarız.
Varlık da katil yapabiliyor insanı,kıydırıyor sebepsiz karanlıklarda canlara.
Böyle hatırlamıyorum geçmişimi,inanç ve varlık ekseninden çok çok uzaktı yakınlaşmalarımız!
Hiç aklıma gelmezdi doğrusu inandığımız herşeyin bugün bizi bize düşman yapacağını?!
Kutuplaşmalar oluyordu elbette,o çirkin saflaşmalar tabiki hissettiriyordu kendini zaman zaman ancak hiçbir öndegelen ya da sözügeçen er kişi anlatmıyordu nedense bu ayrımcılığın yarınlara çığ gibi düşebileceğini ve insani değerlerin önemsenmesi gerektiğini.
Yıllardır ayrımcılığı öğretmişler anlıyorum şimdi.
Ayrımcılığı yeşertmişler gönüllerde,başka dünyalara itmişler,yaban saymışlar akıllarına yatmayanı.
Sağcıları solcuların düşmanı diye bilirdim kurt kuzu yanyana gezer olmuşlar.
Açlıktan nefesi kokuyor fakir fukaranın,gördükçe kavminin öncülerini yalakalıktan,şakşakcılıktan,asıllarını unutur olmuşlar.
PARA,PARA,PARA gözleri dönmüş ahalinin RABBİM,bak neredeyse seni unutacaklar!

18 Ağustos 2009 Salı

EY HAYAT!

yine çığlıklarını duyuyorum
bir köşesine hapsettiğim beynimde
bitmeyen isyanlarımın.
hayalde kalmadı savruldu
yitti umutsuzluk kasırgasıyla,
bütün sözlerim yorgun düştüler,
kelimeler acımı anlatamamakta.
hayat,bir dal olsun istiyorum tutunabileceğim
ruhumun yalnızlıklarını unutabileceğim,
geçmişin kör kuyularından kurtulabileceğim,
affettiğim yalanların izlerini silmek istiyorum
hayat,bir dal istiyorum tutunabileceğim,
korkmadan cesur adımlar atmak istiyorum
yeniden doğmak istiyorum hayat,yeniden başlamak
noktaladığım tüm duygularımı da yanıma alarak
bir dal istiyorum hayat,
tutunmak istiyorum birşeylere,
ait olmak,aslolmak,aşk olmak,bir olmak
illede bir olmak istiyorum seninle hayat
anlamak istiyorum çünkü seni
her ne kadar sen hiç anlayamadıysan da beni

derya

25 Temmuz 2009 Cumartesi

AŞKA DAİR

Çok tanımları vardır aşkın.Herkes kendine göre yaşadığından şahsına münhasır bir duygudur aslında.Kimine göre gözleri yakar sevgilinin kimine göre dudakları,başka başkadır sevgililerin güzellikleri.Yıllar önce,çok yıllar önce okuduğum şu cümleler oldukça düşündürmüştü beni aşka dair.Şöyle diyordu yazıcı: ''Aşk uğruna binlerce insanla savaşabilir misin?Belki aşkın için acımasız düşmanı karşına alabileceğini söyleyebilirsin,peki aşkın için bildiğin ve tanıdığın bir topluluğa tek başına karşı durabilmeyi göze alabilir misin?''
Doğrusunu isterseniz zor bir durum,böyle büyük bedelleri olan savaşlar korkutmuştur beni hep.Savaşmanın bedelini mi savaşmamanın bedelini mi ödersiniz hayatta?
Hangisi daha çekicidir,zahmetli olan mı,kolay bulunan mı?Saçma!Bu aşk olamaz!Aşkı aşk yapankuralsızlığıdır,sorgusuzluğudur,yakıcılığıdır ve kimi zaman da yasaklılığıdır.
Göze alabildi mi yazıcı bu büyük savaşı bilemiyorum doğrusu.Aldıysa özel bir aşk denizine düşmüş demektir.Yok almadıysa da pişmanlık denizinde yüzmektedir herhalde.
Nasıl gölgeleyebilir aşkı insanlar? Yüreği kime hesap vermelidir aşığın? Zaman zaman aşk, kalp ile akıl arasında sıkışıp kalır elbette.İşte burada devreye hayaller gimektedir.Nekadar güçlüyse sevgiliye ait hayaller o denli yakındır aşk insana.
Hayallerinin yakıcılığı ve saflığı yaklaştırır aşığı maşuka..sorular anlamını yitirir,gelecek anlamını değerli kılar.sadece gelecek düşlenir aşıkta..gelecek ve vuslat!
Aşkı aşk yapan yakıcılığı değil,deliliğidir aşıkların.Aklı başında kimselerin yapamayacağı herşeyi yapar aşık yaklaştığı zaman hülyasına.Yoksa ne farkı olurdu Mecnunun benden?
Aşığın korkmaya hakkı yoktur hele hele boyun eğmeye hiç!!!
Aşkı hak etmek insanın cesaretinin eseridir,kaybetmek ise korkularının.
Aşk konusunda asla tavsiyem olmaz kimselere,çünkü;aşk aşığa özel,aşığın dünyasıdır.Uydusu kalbi,güneşi sevgilisidir.Mevsimler ise aşkının seyir defteridir.Yazanı da yazdıranı da aynıdır.Yaşayanı ve yaşatanı aynı olmasa da!

LİSE YILLARI 1

Yaşamımızın ortalarında bir yerlerde,belki de sonlarındayız bu günlerde. yarınları kimseler bilemez var mı? yok mu? tek arzum olması! Çok başlarında olmak isterdim hayatımın,ilk gençlik yıllarını tekrar yaşamak..birçoğumuz istiyor olabilir bunu.
O günleri şimdiki aklımla yaşamak istiyorum aslında.
Liseyi Erzincan Kazım Karabekir Lisesinde okudum.Hayatımın dönüm noktalarından birisidir o okul.Çok güzel arkadaşlarım ve arkadaşlıklarım oldu.Tatlı günleri anıyorum hep,acı olanlar silindi hafızamdan.Yıllar sonra bir internet platformunda eski arkadaşlarımızın toplandığını duydum.Teknolojinin getirileri böyle anlamlı buluşmalara imza atıyor işte.Çok güzel olacak eminim.Zamanın bizlere nasıl davrandığını görecekler hep birlikte.Katılabilmeyi çok isterdim ancak imkansız.Önümzdeki yıllarda tekrarlanırsa belki..hayal ediyorum...
Katılanlar ilk gençlik yıllarının verdiği heyecanı arayacak birbirlerinin gözlerinde..saklı duygular,sırlar aynı gizemini koruyacak gönüllerde.bazı isimler anılacak,bazılarının telaffuzundan dahi kaçınılacak,gözlerde sadece bir acıma veya hüzün dolaşacak o an..bazı arkadaşlarımızı ,bazı öğretmenlerimizi ebediyete uğurlamış olmanın hüznü omuzlarına hafif bir yük konduracak..
en çok da eskiye dair itirafların olup olamayacağını merak ediyorum..gizli kalmış çoook işler olmalı o gençlik günlerinin heyecanıyla yaşanmış.
Artık bir aile sahibi,bir meslek sahibi ,bir hayat sahibi olarak nasıl paylaşımlar olabilecek merak ediyorum.
Değişimi nasıl yakaladığımızı merak ediyorum.Kişisel değişimimizi,fiziksel değişimimizi nasıl yaşadık merak ediyorum. Ogün orada olamayacağım ancak yankılarını takip edeceğim.MERAKTAYIM

LİSE YILLARI 2

Mezun olurken çok ağlamıştık.Her yıl belli bir ayın belli bir gününde okulun bahçesinde buluşacağımıza dair sözler vermiştik birbirimize.Hatta unutamam,bir arkadaşımla yıllar sonra buluştuğumuzda birbirimize vermek üzere aynı tokadan iki tane alıp saklamıştık.(o tokayı geçen yıl attım,canım yanarak!)Tutamadık sözümüzü(tutmadık) ancak internet imdadımıza yetişti.Şimdi birçok dostluklar yeniden filizleniyor,kaldığı yerden devam edecek anlaşılan..(bilime sonsuz teşekkürler!)
Eski duygularımızı yaşamak istiyoruz,çünkü;doyamadık oyılların tadına..
Korkudan,saçma sapan kısıtlamalardan dolayı dostluklarımızı dahi yaşayamadı birçoğumuz..küçük bir şehir memleketim küçük ve çook güzel!
Öyle zannediyorum ki günümüz lise gençliğinden daha şanslıydık biz,çünkü; bugünkü ayrımların henüz farkında değildik.Politikadan çok uzaktık,temel toplum ahlak kurallarının dışında günümüzün moda cümlesi'' mahalle baskısı'' sırtımızdaydı elbette.
Bugün hepimizin bir politik görüşü var artık. Günümüzde yaygınlaşmaya başlayan farklı olana duyulan hoşgörüsüzlük eski dostlukları nasıl etkileyecek merak ediyorum doğrusu.
Emek harcayıp yaşattığım dostlarım,adını sayfamdan sildiğim arkadaşlarım,birçoğu katılacak o toplantıya..sadece geçmişin verdiği coşkuyu yaşayacaklar.aradaki mesafeyi,kayıp yılları kapatmaya çalışacaklar,başarırlar dilerim.orada olmak isterdim.
Katettiğimiz yolları görmek adına...çünkü,arkamda anılarımda yaşayan güzel bir gençlik hikayesi var!

5 Temmuz 2009 Pazar

AH BARIŞ AH

İki yıl oldu aramızdan ayrılalı..zaman ne kadar çabuk ve hissettirmeden akıp gidiyor,suyun akış hızıyla yarışıyor sanki.Çok gençti,çok yakışıklıydı ve çoook yetenekliydi.Ecelle randevusu Bodrum yollarında,sevdiğiyle kavuşma anlarındaymış.Annesinin kuzusu,babasının yiğidi yok artık.Yaşasaydı elbette bir zaman sonra ünü sınırları aşacaktı,bu kapasitedeydi çünkü.onu canlı konserlerinde izledim,onunla tanışmıştım da..canım ablamın sayesinde onunla güzel bir kaç günüm olmuştu.Emin olun yaşasaydı çok güzel yerlerde olacaktı.çok etkileyici hatta büyüleyiciydi.Aranızda onu izlemiş olanlar varsa ne anlatmak istediğimi daha iyi anlamışlardır.Çok erken ve inanılmaz bir gidiş oldu.Nur içinde yat BARIŞ,nur içinde yat ZEYNEP.Yolun başında sanıyorduk onu biz,öyle inanıyorduk,meğer o sonlarındaymış yaşamının.Son dakikalarını sevdiğiyle geçirmiş olması mutlaka hediyedir Tanrı'dan ona..Belki de kavuşma anında ''ölsem de gam yemem artık'' diye geçirmiştir içinden!.Ah Barış, uçtun gittin bu dünyadan vakitsiz.Ölümüne ağlayan,buna inanmak istemeyan,inanamayan ailen, dostların,sevdiklerin adını yaşatıyorlar ve de yaşatacaklar.Birçok yabancı ülkeden seni sevenler Amasra'da seni anıyor. orada olamayanalarda yüreklerinde anıyorlar ve yaşatıyorlar seni..UNUTULMAYACAKSIN!Sevdiklerin seni yüreklerinde yaşatacak,sessizce,kimselere göstermeden bir iki damla yaş akıtarak..

1 Temmuz 2009 Çarşamba

DAVA

DAVAMDA YALNIZIM DOSTLAR,KALMADI HİÇ NEŞEM
SEVDA TÜRKÜLERİNİ UNUTTUK,
UYUDUK HEP BİRLİKT,İŞTE SONUNDA
YAŞ OLDU BAK GÖZLERİMİZDEN DÜŞEN
MEMLEKET ŞİİRLERİ EZBERLEDİK,OLAN AKLIMIZLA
YASLI GİDİP ŞEN GELDİK,BİZ YILLARCA
TİTRETTİK AVRUPA'YI BİR SELAMIMIZLA
BU HİKAYELERİ ÇOOOK DİNLEDİK,ÇOCUK SAFLIĞIMIZLA
ÖLÜYOR GENÇLERİMİZ BU VATAN UĞRUNA,
KÖŞEBAŞLARI KAPILMIŞ,OYSA;
KARDEŞLERİMİZ AÇIK ALANLARDA ÇARPIŞMAKTA
BİR HİKAYE,BİR EFSANE GİBİ ANLATILAN TÜM YALANLAR
AÇ GÖZLERİNİ DOSTUM,HAİNLER SİNSİCE BİZLERİ UYUTMAKTA..
YALNIZIM DOSTLAR DAVAMDA,
HER BİRİMİZİ BİR YERDE HAKLIYOR KADER
DÜŞTÜK AÇLIĞIMIZIN DERDİNE,
MEYDANI BOŞ BULDU,ÇALIP OYNUYOR ELLER
SEN BEN KONUŞMAZSAK BUGÜN KORKMADAN;
YARINLAR ELBET AYDINLANIR BİTER BU AYDINLIK GECELER
ÇÜRÜSEN DE HAPİSLERDE AYLARCA ARKADAŞIM
BİR HAYAL DEĞİL BU, TAMDA KAHRAMANLIK YAPTIĞIN
SATILMIŞLAR,KOKUŞMUŞLAR DÜNYASINDAN KAÇMA
MEYDANI BOŞ BULURLARSA COŞARLAR
ONLARI BİRER ABDURRAHMAN ÇELEBİ YAPMA!
YİNE YALNIZLIĞIMI HATIRLADIM DOSTUM BU DAVADA
NE KADAR KOPSA DA RUHUMDA FIRTINALAR
YALNIZLIKLAR BİTİRİR İNSANI,YOK OLUR HÜLYALAR
BIRAKACAĞIM BU DAVAYI SONUNDA BIKTIM YALNIZLIKTAN
ANCAK UTANIRIM YARINLARDAN,
BİRİCİK KIZIMIN YÜZÜNE BAKMAKTAN!

derya gürol karakaş
Günlerdir bir hayalin peşindeyim,kovalayıp duruyorum.haylaz biraz ben kovaladıkça o kaçıyor.gönül kaçanı kovalar derler de alt tarafı bir düş bu.amma da nazlandı.tam yakaladığımı düşünüyorum kaçıveriyor düşünce iklimimden.hay allah!neden böyledir bunlar.hayal dünyasını kim yönetiyor bu insanların?Amman bizi yönetenlere benzemesin de!Sonra birde noka atışıyla,teğet geçmelerle,uğraşamaz bu ruh.Yeterince ince bir mizah duygusuyla kuşatılmış durumdayız zaten,birde düşlerimi yönetmeye kalkışırlarsa tahammül edemem ,göçerim bu dünyadan...hayatımı daha ne kadar güzelleştirebilirlerki(?)!Hayal dahi edemiyorum,kaçıyor benden hayalim,yakalayabilirsem anlatacağım yakın gelecekteki hayalimi.Korkarım çaldılar onu benden,benden önce başardı demekki birisi onu yakalamayı. Hey arkadaş kim yakaladıysa haber versin bu düşleri,yoksa çıldıracağım.ruhum daralmakta.Doğrusu tebrik etmeliyim onu,bu karamsar dünyada kuramadığım düşleri kurmayı başaranı başımın tacı yapmalıyım.Umudunu kaybetmemiş,çıldırmak üzere olan insanlardan korkmayan ve Polyanna 'yı da sollayan bu hayal avcısını tanımak isterim.Keşke birde ödül verebilsem ona!HAYAL OSCARI mesela.
Bakmayın böyle saçmaladığıma oldukça ümitsizim.İçim sızlıyor gazeteleri okudukça,minicik bir ışık görmek istiyorum kızıma bırakacağım yarınlarda..ülkemin yarınlarını görmek istiyorum,kızımın yaşayacağı hayatı düşlemek istiyorum,korkusuzca..bilmeden ölmek istemiyorum.kimden sorsam?doğruyu söyleyecek bir insan arıyorum,tarafsız,adil,sadece İNSANCA!

29 Haziran 2009 Pazartesi

SERZENİŞ

HEP KALMAK İSTERİM;BİR SONBAHAR AĞACININ TEPESİNDE,HIRÇIN RÜZGARA İNAT,DÜŞMEYEN SARI YAPRAK MİSALİ.

HEP KALMAK İSTERİM;GÖZPINARLARINDAN DÜŞMEMEK İÇİN İNATLAŞAN,SAKLI YAŞLAR MİSALİ

HEP KALMAK İSTERİM;DİLİNİN UCUNA GELİPDE BİR ANDA DÜŞÜVERECEKMİŞ GİBİ ORAYA HAPSOLAN

HEP KALMAK İSTERİM;BİTMESİNİ HİÇ İSTEMEDİĞİM RUHUMDAKİ MELODİLERİN BİR TÜRLÜ BULUŞAMADIĞI EŞSİZ NOTALAR MİSALİ..

HEP KALMAK İSTERİM,

HEP KALMAK İSTERİM,

ÇÜNKÜ;

GİTMEK YÜREK İSTER,GÜÇ İSTER,

GİTMEK CESARET VE USTALIK İSTER

BİLİNMEZLİĞE,GÖRÜNMEZLİĞE YOLCULUK

VEFASIZLIK İSTER. (24.02.09)
Onu da kaybettik,dönüşü olmayan bir yolculuğa çıktı..Tanrının vaadi insanlığa ''her canlı ölümü tadacak.''Kim olursan ol,ne olursan ol,öleceksin!Dünyanın adeta taptığı yıldız içler acısı durumda terkediyor dünyayı,öyle ki;son bir umut olsun diye yapılan kalp masajı kaburgalarından birkaçının kırılma sebebi oluyor.midesinde sadece ilaç kalıntıları bulunabiliyor,ilk otopsiden sonuç alınamayacak kadar deforme olmuş bir vücut,burun kemiği erimiş ,vücudunda morluklar var..beden inanılamayacak kadar,bir müzik ilahına yakıştıramayacağınız kadar harab..ya ruhu?! öylesine büyük acılar içinde olmalıydı ki ruhu bedenindeki acıları dindirmeye yetmemiş aldığı ilaçlar.çünkü ruhun acısını dindirebilecek bir ilaç henüz bulunamamıştır tıp alimleri tarafından!En iyisinden uyuturlar,hafiften uyuştururlar,geçti sanırsın,tam dönerken yeniden kaldığın yerden başlamaya,aldandığının farkına varırsın..milyonlarca insan tarafından tanınmak ve sevilmek yetmedi belliki onu mutlu etmeye ya da huzurlu kılmaya..zor zanaattır yaşamak aslında.Para,şöhret,kalıcı bir huzur getirmiyor insana.Travmalarımızı yok sayamayız,onlarla yüzleşerek nedenlerini,sonuçlarını irdeleyebilmeliyiz.Affedebilmeliyiz kendimizi!kendimiz için yapmadığımız her iyi şey için,kendimize ayırmadığımız her güzel zaman için,kendimize söylediğimiz tüm yalanlar için,olumsuz olduğuna inandığımız ve düzeltmeye çalışmadığımız her durum için,zaman zaman kendimize yaptığımız haksızlıklar için affedebilmeliyiz kendimizi.Önce kendimizi affederek başlamalıyız onarmaya travmalarımızı..Ah keşke hayata daha bağlı olsaydı Michael Jackson..Daha çok sevseydi kendisini ve bedenini..o bizim gençlik yıllarımızın ilahıydı,onu böyle uğurlamak üzücü gerçekten,umarım tüm acıları dinmiştir.Bedeni aramızdan ayrıldı .Ruhlar dünyası onu nasıl karşıladı acaba?Dilerim orada dindirebilir acılarını!Bize sevdirdiği müzik,dans,siyah insan aşkına..

23 Haziran 2009 Salı

VURDUĞUM BİR KİLİT SENSİZ KALBİME
AÇAMAZ HİÇBİR SÖZ,ÇABALAR BOŞA
ÇARELER TÜKENDİ,UMUTLAR YİTİK
GÖRDÜĞÜM BİR DÜŞTÜ,AĞITLAR BOŞA


BİLDİĞİM NAMELER TERKETTİ BENİ
AKLIMDAN SİLİNDİ TÜM KELİMELER
ANLADIM YANDIĞIM TÜM O GECELER
AÇTIĞIM AVUÇLAR,DUALAR BOŞA


VAKİTSİZ KAPILDI GÖNLÜM AŞKINA
BİR BAKIŞIN YAKTI,DÜŞTÜM PEŞİNE
YAZIKKİ KADERDE YAZMADIN İŞTE
VAZGEÇTİM SEBEPSİZ YANDIĞIM BOŞA


BİR DİLEK TUTMUŞTUM YILDIZ KAYARKEN
AY DOLUNAYDI SENİ DÜŞLERKEN
BİR YUDUMDA İÇMİŞİM FARKETMEDEN BEN
SARHOŞ OLMAZ HİÇ GÖNLÜM,KADEHLER BOŞA



DERYA GÜROL KARAKAŞ